Yolculuk benim için sadece bir yerden bir yere gitmek değil; bazen olduğun yeri, bazen de olduğun kişiyi geride bırakıp bambaşka bir hikâyeye dahil olma hali.
Günlük rutinlerin, tanıdık sokakların ve “standart” olan her şeyin dışına çıktığım o an, benim için gerçek kaçış başlıyor.
Farklı bir ülkede, hiç bilmediğim bir şehirde soluklanırken kısa bir süreliğine kim olduğumu unutmak; aslında kendime gelmem için en mükemmel yol.
Heyyalora diyerek çıktığım her yolda, işte bu özgürlüğü arıyorum.
Benim seyahatlerim sadece fotoğraf çekmekten ibaret değil.
Bir yerin ruhunu anlamayı, mimarisinden etkilenmeyi ve doğasında nefes almayı seviyorum.
Bir şehri sadece turistik yerleriyle değil; yaşanmışlıkları, mimari dokusu ve gerçekliğiyle kavramak benim için asıl keşif bu.
Bu yüzden burada sadece “parlatılmış” gezi notları değil; vize sürecinin karmaşasından cebimizden çıkacak gerçek rakamlara,
yediğim yemeğin en samimi yorumundan o şehrin bana hissettirdiği fikirlere kadar her şeyi olduğu gibi bulacaksınız.
Aslında planlı olmayı, nereye gideceğimi bilerek o güven duygusuyla yola çıkmayı severim.
Ama o planın içine dahil olduğumda, şehrin bana fısıldadıklarına da kulak kabartırım.
Eğer bir sokak veya büyüleyici bir manzara beni içine çekiyorsa, planları bir kenara bırakıp o anın getirdiği hissin peşinden gitmekten çekinmem.
Benim dünyamda konforun lüksü değil, dışarıdaki hayatın ritmi değerli. Eğer gün boyu o şehrin sokaklarını arşınlayacaksam, konakladığım yer sadece bir dinlenme durağıdır.
Asıl hayat dışarıda; o yerel dokuda, mimaride ve yeni keşiflerde saklı.
Bazen çok planlı, bazen tamamen akışta ama her zaman anlam arayan bu yolculuğa, “Hey! RotamLora” diyerek birlikte çıkalım!


